Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı sonrası Türkiye’de sosyalist hareketler, ortak mücadele zemini için tartışmalarına devam ediyor. Son dönemde ortak mücadele tartışmaları kapsamında bazı adımlar da atılmaya başlandı.
En son 13 siyasi partinin temsilcileri, Edirne Cezaevi’nde bulunan Selahattin Demirtaş, Selçuk Mızraklı ve Silivri Cezaevi’nde tutulan Gezi davası tutsaklarını ziyaret ederek onların görüşlerini aldı ve ortak mücadele vurgusu yapan bir açıklamada bulundu.
Ortak mücadele tartışmalarının içinde yer alan Emekçi Hareket Partisi Genel Başkanı Hakan Öztürk, süreci ve tartışmaları ANF’ye değerlendirdi.
‘ORTAK MÜCADELE TÜM TARAFLAR İÇİN YARARLI OLACAKTIR’
Ortak mücadele hattının önemli olduğunu dile getiren Öztürk, “Ortak mücadele, sonuçta ‘bir elin nesi var, iki elin sesi var’ anlayışına dayanır; ne kadar çok el bir araya gelirse o kadar güçlü bir ses çıkar ve bu ittifak anlayışının temelidir. Siyasetin mantığı ve etkili bir güç oluşturabilmek açısından bu gereklidir. Kürt sosyalistlerinin ve sosyalist partilerin mücadelesi zaten birlikte yürüyen süreçlerdir ve bu ittifakın tüm taraflara yararlı olduğunu düşünüyorum.
Ayrıca Abdullah Öcalan’ın açıklamaları ve Kürt hareketinin oluşturduğu yeni zemin, demokratik yöntemlerle barış mücadelesi yürütmenin önünü açmıştır. Biz bu sürecin tamamlanmasını ve geri dönüş yollarının kapatılmasını istiyoruz. Bunun için ilk somut adımın atılması, yani barışın başlatılması gerekir.
Bu doğrultuda herkesin kabul edebileceği makul bir başlangıç noktası olarak yargı kararlarının uygulanmasını öneriyoruz. Türkiye’nin kendi mahkemelerinin ve Anayasa Mahkemesi’nin Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve Gezi tutsakları hakkındaki kararlarının uygulanmasını istiyoruz. Bu sadece bir siyasi talep değil, anayasal bir gerekliliktir. Eğer bir sorun çözülecekse devletin kendi hukukuna uyması gerekir. Artık somut adımlar atılmalıdır” dedi.
‘CEZAEVİ ZİYARETLERİNİN OLUMLU SONUÇLARI OLDU’
Tabanın ortak mücadele hattını olumlu karşıladığını belirten Öztürk, “Henüz tam anlamıyla kurumsallaşmış bir yapı yok ancak somut siyasal başlıklar üzerinden bir araya geliyoruz. Kayyum uygulamaları ve yargı kararlarının uygulanmaması gibi konularda farklı siyasi çevrelerin ortak itirazları var. Bu ortak noktalar etrafında buluşmak mümkündür.
Mücadelenin yalnızca ekonomik haklarla sınırlı kalmaması, demokrasi ve Kürt halkının haklarını da kapsaması gerekiyor. Asgari ücret mücadelesi bir boyutsa, Kürt meselesi ve genel demokratikleşme diğer boyutudur. Cezaevi ziyaretleri toplumda olumlu bir karşılık buldu. Selahattin Demirtaş’ın toplumda karşılığı var ve bu ziyaretler olumlu yankı yarattı” ifadelerini kullandı.
‘MİLLİYETÇİ SÖYLEMİN ETKİSİ AZALIYOR’
Toplumun süreci daha iyi anlamaya başladığını belirten Öztürk, “Toplumda bir değişim var. Yıllardır sürdürülen milliyetçi politikaların etkisi zayıflıyor. İktidarın dahi bu konuları tartışmaya başlaması, eski söylemlerin etkisini azaltıyor. Bu durum barış sürecinin ilerlemesi açısından önemli bir siyasal zemin oluşturuyor” dedi.
‘DEMOKRATİK MÜCADELE GELENEĞİMİZE GÜVENİYORUM’
Öztürk, demokratik mücadele geleneğinin güçlü olduğunu belirterek, “Bu toplumda birlikte yaşam deneyimi var. Eğer siyasi iktidar bu kutuplaştırıcı dili terk ederse, toplumsal gerilimler de azalacaktır. Örneğin Demirtaş’ın serbest bırakılması bile siyasal iklimi ciddi şekilde değiştirebilir. Sonrasında geçiş sürecinin hukuki çerçevesinin oluşturulması gerekecektir. Sosyalist hareketin bu konuda birikimi vardır” diye konuştu.
‘SÜREÇ SOSYALİZM MÜCADELESİNİ YÜKSELTECEKTİR’
Sürecin sosyalizm mücadelesine etkisine de değinen Öztürk, “Bu süreç sosyalizm mücadelesini yükseltecektir. Yerel düzeyde kolektif yapılar oluşturulursa hem demokrasi hem de emek mücadelesi güçlenir. Halkın söz sahibi olduğu yapılar, toplumsal mücadeleyi daha ileriye taşır. Bu da sosyalizmin temel yaklaşımıyla örtüşür” dedi.
Source: ANF News