Tahliyesi engellenen tutsak Yıldırım: Fiili idam uygulanıyor

tahliyesi-engellenen-tutsak-yildirim:-fiili-idam-uygulaniyor

Ciddi sağlık sorunları yaşayan 74 yaşındaki Mehmet Sait Yıldırım’ın tahliyesi, 25 Kasım’da cezaevi idaresi tarafından ikinci kez ertelendi.

İzmir Kırıklar 1 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu, Yıldırım’ın “iyi hâl göstermediği” ve “pişmanlık duymadığı” gerekçesiyle tahliyesine izin vermedi. Yıldırım, cezasını 27 Şubat’ta tamamlamış olmasına rağmen serbest bırakılmamıştı. 25 Kasım’da verilen ikinci erteleme kararıyla bir sonraki değerlendirme tarihi 25 Ağustos 2026 olarak belirlendi.

8 YILDIR TEK KİŞİLİK HÜCREDE

PKK üyeliği suçlamasıyla hükümlü bulunan Yıldırım, son sekiz yıldır tek kişilik hücrede tutuluyor. Bianet’e konuşan avukatları, tahliyenin engellenmesini “keyfi ve temelsiz” olarak nitelendirdi.

KEYFİ GEREKÇE: TELEFON GÖRÜŞMESİ, HÜCREDEKİ FOTOĞRAFLAR

Kurulun kararında, Yıldırım’ın yeğeni Önder Yıldırım ile yaptığı ve cezaevi tarafından yasal çerçevede dinlenen bir telefon görüşmesindeki ifadeleri gerekçe gösterildi. Yıldırım’ın bir Kürt medya organı için “bizim televizyon, bizim gazete” demesi, “örgütle bağın sürdüğü” iddiasına dayanak yapıldı.

Ayrıca hücresinde bulunan, 2013’te Paris’te katledilen Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in fotoğrafları da “örgütsel aidiyet” göstergesi olarak rapora eklendi. 

Yıldırım’ın avukatı Fatma Demirer, fotoğrafların yıllardır hücrede bulunduğunu ve cezaevi personelinin günlük aramalarda buna hiç itiraz etmediğini belirterek kararı “tamamen keyfi” olarak değerlendirdi.

Kurul ayrıca, Yıldırım’ın abisi Hasan Yıldırım’ın geçen ayki vefatının ardından sarf ettiği, Dersimli Kürt Alevi lider Seyit Rıza’ya atfedilen bir sözü de rapora ekledi: “Ben sizin yalanlarınıza karşı koyamadım; bu benim ayıbım olsun. Ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim; bu da sizin olsun.”

Demirer, ifadenin bir taziye sırasında kardeşini teselli etmek için söylendiğini, buna rağmen kurulun bunu “örgütsel bağlılık” göstergesi olarak dosyaya koyduğunu belirtti.

‘TECRİTTE KALAMAZ’ RAPORLARINA RAĞMEN HÜCREDE

Demirer, Yıldırım hakkında iki ayrı sağlık raporunda izolasyonda kalamayacağı yönünde tespit bulunduğunu ancak buna karşın yıllardır tek kişilik hücrede tutulduğunu söyledi.

Abisinin ölümü sonrası avukatların talebiyle geçici olarak hücresine bir kişi yerleştirilmişti; ancak o kişi 18 Kasım’da yeniden hücreden alındığı bildirildi. Avukatların itirazına ise henüz yanıt verilmedi.

Haberde Yıldırım’ın, 10 yıl önce çözüm süreci kapsamında Önder Apo’nun talebiyle beş kişilik bir grupla birlikte İmralı Cezaevi’ne gönderildiği; sağlık sorunları nedeniyle dokuz gün sonra başka bir hapishaneye nakledildiği hatırlatıldı.

FİİLİ ÖLÜM CEZASI

Yıldırım, avukatı aracılığıyla Bianet’e yaptığı açıklamada, kararın kendisi için “fiili bir ölüm cezası” anlamına geldiğini söyledi: “1996’daki idam cezam müebbete çevrildi. Otuz yıl sonra tahliye edilmem gerekirken reddediyorlar. Kurulda kendilerine söyledim: Fiilen idam cezası uyguluyorsunuz. Madem bu kadar istiyorsanız, dürüst olun da götürüp avluda asın. En azından idam edildiğimi bilirim.”

Yıldırım, yıllardır süregelen kronik hastalıklarına rağmen izolasyona devam edilmesinin “ölüme terk edilmek” olduğunu söyledi: “Doğal ölümü bir infaz yöntemi gibi kullanıyorsunuz. Bu, ceza hukukunda yeri olmayan bir suçtur. Sizin göreviniz verilen cezayı uygulamaktır; ölüm cezası icat etmek değil.”

‘ÖLSEM DE ONURUMLA ÇIKARIM’

Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı: “Ailemden miras iki şey var: Biri kronik kalp hastalığı, diğeri ise onurdur. Burada ölsem de onurumla çıkarım; başka türlü değil. Hayatını halkının özgürlüğüne adamış bir devrimcinin iradesi kırılmaz.”

Source: ANF News

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

mt-sample-background

© 2024 Egerin. All rights reserved.

Scroll to Top

Subscribe to receive News in Email

* indicates required

Intuit Mailchimp