Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu başladı: Önder Apo’nun statüsü belirlenmeli

toplumsal-baris-ve-ozgurluk-forumu-basladi:-onder-apo’nun-statusu-belirlenmeli

Amed Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu, belediyenin Ali Emiri Toplantı Salonu’nda yapılan açılış programıyla başladı. Foruma, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, İmralı Sekretaryası üyesi Veysi Aktaş ile çok sayıda siyasi parti, demokratik kitle örgütü ve sivil toplum temsilcisi katıldı.

Forum, açılış konuşmalarıyla başladı.

SERRA BUCAK: ZORLUKLARI ORTADAN KALDIRACAĞIZ

 Amed Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Serra Bucak, belediye olarak toplumsal barışa katkı sunmayı çok önemsediklerini belirterek, bu noktada kendilerine destek verenlere teşekkür etti. Serra Bucak, ülkede yaşanan katliamlarla, zorluklara dikkat çekerek, “Halkımızın yıllardır süren mücadelesi, direnişiyle, büyük sabrıyla barışın inşası önümüzde. Ne kadar zorluk olsa da bu zorlukları ortadan kaldıracağımıza inanıyoruz. Barışın ve onurlu yaşamın başarısı için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Söz veriyoruz” dedi.

 Kayyum gasplarına dikkat çeken Serra Bucak, “Bizler barış sürecine atanmış olan kayyumların geri çekilmesi olarak da bakıyoruz. Bunun bir an önce gerçekleşmesini talep ediyoruz” dedi. 

 HAVVA KIRAN: BAŞARIYA ULAŞACAĞIZ

 Sonrasında söz alan Barış Annesi Havva Kıran, en büyük acıları annelerin çektiğine dikkat çekti. Annelerin çocuklarını yitirdiğini, kaybettiğini belirten Havva Kıran, “En büyük acıları onlar görüyor, ancak onlar barışa cevap olabilir, kanın önüne geçebilir” dedi. Savaşın, çatışmanın, kanın önüne geçmek için kapı kapı gezdiklerini, barışın sembolü olan beyaz tülbentlerini ortaya attıklarını dile getiren Havva Kıran, buna karşı kendilerine cevap olunmadığını belirtti. Bu kapsamda ziyaret ettikleri, eylem yaptıkları yerleri hatırlatan Havva Kıran, “Barış için bir süreç başladı. Ama savaş ve barış bir arada gitmez. Başkan ne dediyse, hareketi yerine getirdi. Silah bıraktılar, yaktılar. Silah yakanların şimdiye kadar gelip siyaset yapmaları gerekiyordu. Hiçbir adım atılmadı. Yine sorumluluk annelerin omuzuna düştü. Anneler Günü’nde barışa, özgürlüğe sarılacağız dedik ama maalesef Ankara’ya gittik. Başkan özgür olmadıkça bu halde olacağız. Özgür ülke, kimlik, dil istiyoruz. Demokratik bir ülke istiyoruz. Barış ekmek ve sudan daha gerekli bizim için. Sözümüz başarımız olsun. Başarıya ulaşacağız. Yaşasın barış, yaşasın özgür kadın” ifadelerini kullandı.  

 TATAR: BARIŞA DESTEĞİMİZİ HER ZAMAN SÜRDÜRECEĞİZ

 Ardından söz alan Duhok Valisi Ali Tatar, forumun önemine dikkat çekti. Tatar, “Leyla Qasim’ın şehit edilmesinin üzerinden 52 yıl geçti. Kaderimiz hep şehadet ve bombalanmak oldu. Bu topraklar üzerinde barış ve diyalog gereklidir. Barış süreci şu an gündemdedir. Kürdistan bölgesi, barış ve toplumun savunucusu olmaya her zaman devam edecektir. Birçok ülkede eğitim sistemi, demokrasi sistemi değildir. Siyasi ve kültürel alanda bir barış inşa etmeliyiz. Tekrar ediyorum; Kürdistan Bölgesi olarak barışa olan desteğimizi her zaman sürdüreceğiz. Barış için birbirimize tahammülümüz de olmalı. Tüm annelerimiz haklıdır ve morallerini asla bozmamalılar. Barış için kararımızdan vazgeçmemeliyiz. Bizler bin yıldır bu topraklarda yaşayan kardeşleriz. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne ve tüm katılımcılara teşekkür ediyoruz” şeklinde konuştu. Sonrasında Halepçe Valisi Nuxşe Nasih’in görüntülü gönderdiği mesajı da dinlenildi.  

 AKTAŞ: BİR ARADA YAŞAM YOLLARI ÜRETİLMELİ

 Veysi Aktaş, Kürt meselesi Ortadoğu’nun en önemli meselelerinden olduğuna dikkat çekerek, özelde son 100 yılda, Kürt meselesiyle ilgili olan devletler, sorunun varlığını kabul etmek yerine bastırma ve imha politikaları yürüttüğünü belirtti.

Veysi Aktaş, “Bu politikalar esasta Kürtlere karşı inkar ve ayrımcılığın dayatılması olmaktadır. Özcesi Kürt kimliğini inkar etmek, Kürtleri hukuk-dışına itmek, temel bir strateji halini almıştır. Bu nedenle sorunu çözmek için hünsel bir dönüşüme; inkarın terk edilerek hukuk, demokrasi ve özgürlük temelinde ortak bir yaşamın nasıl inşa edilebileceğinin ortaya konulmasına ihtiyaç vardır” şeklinde konuştu. Aktaş, inkar politikalarının Türkiye’de neden olduğu krizlere dikkat çekerek, “Türkiye’nin karşı karşıya olduğu en büyük, en zorlu ve en temel sorunu olan Kürt meselesi, hukuk başta olmak üzere, demokrasi ve özgürlük ilkeleri temelinde çözülebilir” dedi.

 Kürt sorunu halkların, esasta da Kürtlerin ve Türklerin birbirine karşı önyargı veya nefretlerinin bir sonucu olarak ortaya çıkmadığını dile getiren Aktaş, “Sorun esas olarak inkarcı ve imhacı bir aklın, bu coğrafyadaki halkların varlığını ve kimliğini reddedip devlet zoruyla homojen ve tekçi bir kimlik dayatmasının sonucu olarak ortaya çıkmıştır. ‘Özgün koşullarımız var, hassasiyetlerimiz var’ bahanesiyle çözümü ertelemek tarihi fırsatı ıskalamak, halklarımızı açlığa, yoksulluğa ve işsizliğe mahkum etmek anlamına gelmektedir. Asıl mesele farklılıkların yok edilmesi üzerinden tekil kimlikleri dayatmaya son verilerek, farklı kimliklere sahip insanların bir arada yaşamalarının yollarını üretmektir” diye belirtti.

 ‘DEMOKRATİK VE ÖZGÜRLÜKÇÜ DÖNÜŞÜM PROGRAMI’

 Toplumsal tarihsel meselelerin çözümü için yeni paradigmasal yaklaşımların gerekli olduğuna dikkat çeken Aktaş, “Barış ve paradigmann demokratik toplum paradigması bu sorunun çözümü için ihtiyaç duyulan yeni paradigmanın kendisini ifade etmektedir. Uzun yıllara yayılan çatışmaların toplum üzerindeki sosyo-politik etkileri doğru anlaşılmalıdır; bugün topluma hâkim olan özellikle devlete ve kurumlara karşı büyüyen güvensizlik durumu, bununla ilgilidir” dedi.

 Artık Kürt meselesinin dar güvenlik anlayışından çıkarılarak, “eşit-özgür-yurttaşlık, hukukta varlık-kimlik- kabulü, yerel demokrasi, yerel katılım ve demokratik anayasa temelinde” ele alınıp, çözüm üretilmesinin zamanının geldiğine vurgu yapan Aktaş, “Bu amaçla hakikat ve adaleti sağlayacak onarım mekanizmaları ve yapısal dönüşümün sağlanması hedefi önemli olmaktadır. Elbette sorunun kalıcı çözümü için gerekli olan şey, tek sefere mahsus bir siyasi hamle değildir, aksine aşamalı şekilde demokratik ve özgürlükçü bir dönüşüm programıdır” diye belirtti. .

‘SAYIN ÖCALAN’IN STATÜSÜNÜN BELİRLENMESİ GEREKMEKTEDİR’

 Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde, taraflardan birinin devlet, diğerinin ise Kürtlerin başmüzakerecisi Önder Apo olduğunu belirten Aktaş, “Bu süreçte gücün değil aklın hâkim olması için, bazı önemli, gerekli ve ciddi adımların atılması gerekmektedir. Bu adımların başında da Sayın Öcalan’ın statüsünün belirlenmesi gelmektedir. Çünkü müzakere masasında eşit ve demokratik şartlar oluşturulmadan, sorunun ‘barış içinde birlikte yaşama’ temelinde bir mutabakatla çözümü mümkün olamaz. Tarafların demokratik müzakere yöntemiyle sorunu çözme kararlaşmaları olmasına rağmen bir taraf her türlü imkan ve olanağa sahipken diğer bir tarafın ise, halen ısrarla tecrit koşullarında olması bu sorunun çözümüne ne kadar katkı sunabilir? Bu tür bir asimetri, demokratik müzakereyi ciddi şekilde zedeler ve çözüm olasılığını azaltır. Tarafların tarihsel bir toplumsal sorunu çözmek için müzakereye karar vermesi olumlu bir adımdır. Ancak bir tarafın ‘her türlü imkân ve olanağa’ sahipken, diğer tarafın tecrit koşullarında olması, müzakereyi güçlü ile zayıf diyaloğuna dönüştürür. Umarız Sayın Abdullah Öcalan’ın statüsü, Sayın Devlet Bahçeli’nin de belirttiği çözüme kavuşur” şeklinde konuştu.

 ÖZGÜR SEVGİ GORAL: ORTAK BİR GELECEK UFKUNDAN VAZGEÇMEYELİM

Programa online katılan Dr. Özgur Sevgi Göral, inşanın ne olduğundan söz etti. Özgür Sevgi Göral, “Barış inşası diye bir şeyden bahsediyorsak, siyaseti sadece meclisin koridoruyla sınırlı gören durumdan çıkarıp, onun toplumun en geniş kesimleriyle, farklı kesimleriyle konuşan, aynı zamanda geçmişe yüzleşmeyi hedef alan perspektifle yaklaşmamız gerekiyor. Geçmişin seslerini duymak, belki geçmiş sürece göre daha zor, biz bunları ancak inşa süreciyle duyurabileceğiz. Bu kadar eşitsizliğin, sömürünün, hiyerarşinin ortadan kaldırılacağı bir süreç barış süreci. Bunu sadece STK’lerle, meclisle yapamayız. Bunu çok daha yüzünü topluma dönen bir şekilde yapabiliriz. Barış sürecinin de mücadele, çatışma olacağını bilerek, bundan kaçmayarak kurabiliriz bence. Farklı grupların, tüm kesimlerin, herkesin hem kendi olduğu hem birbiriyle ilişkili olduğu geniş ittifaklarla yapabiliriz bunu. Ortak bir gelecek ufkundan vazgeçmeyerek mümkün bu. Yeni bir gelecek ancak bizim gibi düşünenlerin bunu örgütlemesiyle örülecektir” şeklinde konuştu.

BAKIRHAN: GÜÇLÜ BİR ÇAĞRI OLARAK GÖRÜLMELİ

 Son olarak DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, forumun kritik bir aşamada yapıldığını belirterek, barışın emek, akıl, cesaret isteyen büyük bir inşa süreci olduğuna dikkat çekti. Bakırhan, forumdaki başlıkların her birinin barışın birer parçası olduğunu kaydetti. 

 Bakırhan, “Amed sıradan bir şehir değil. Bir kenti kent yapan onun itirazıdır, vicdanıdır, tarihi yüktür. Birçok siyasetçi buradan önemli mesajlar verdi. Onurlu bir barışın, kalıcı bir çözümün yolu Amed’den geçer. Pek çok siyasi bilmecenin anahtarı, Amed’in iradesindedir. Bu Ankara’nın çözüm perspektifiyle buluştuğu an, bölgedeki en karmaşık sorunlarını çözecek perspektife ulaşır. Amed, Türkiye, bu coğrafyada yaşayan bütün halklar ve inançlar bunu hakkediyor. Bu şehir acıyı, sabrı, direnmeyi fazlasıyla biliyor. Ama bugün bunu birlikte tartışmamız gerekiyor. Acı, sabır ve direnişi çok biriktirdik. Artık bunları taşınmakla yetinmeyeceğiz, dönüştüreceğiz. Direnerek kazandıklarımızı, Demokratik Toplum ve Barış Süreci’nin harcı olarak inşa edeceğiz. Bu nedenle 5 gün boyunca söylenecekler temenni değildir, Türkiye’nin geleceğine yapılmış güçlü bir çağrı olarak görülmelidir” şeklinde konuştu. 

 ‘HAKİKATİN PEŞİNDEN GİTMEYE DEVAM EDECEĞİZ’

 Kadeş Anlaşması’na işaret eden Bakırhan, “Kadeş Antlaşması çok önemli. Çünkü neden barış olmalıdır sorusunun cevabı oradadır. Kadeş savaşın hiçbir şeyi çözmediğin, iki halkın geleceğinin birbirini tanıması üzerine kurulacağını kanıtlamıştır. Kadeş’i çiviyle yazdılar. Bizlerde bu yüzyılda aynı barışı hukukla, akılla, sağduyuyla yazabiliriz. Yeter ki savaşın çözmediğini barışın çözebildiğine inanalım.  Cumhuriyetin en güçlü sözlerinden biri, ‘Yurtta sulh, cihanda sulhtur.’ Bu söz bize içeride de huzuru, adaleti ve eşitliği kurma sorumluluğu yükler. Yurtta sulh ancak yurtta hukuk v eşitlikle mümkündür. Savaştan uzak durmak, toplumu yıkımdan korumak kazandıran bir cesarettir. Bir devlet toplumun hakikatine sırt çeviremez. Asıl tehlike hakları yok saymaktır. Bugün Türkiye’nin gerçek siyasi pergele ihtiyacı var. Bu pergel yerel demokrasiyi, adaleti, özgürlüğü birlikte çizmelidir. Mesele bir tarafın kazanıp, diğerinin kaybettiği, birinin dışarıda bırakıldığı, diğerinin bununla gurur duyduğu bir mesele değildir. Mesele her dilin kimliğin onurunu koruyan bir çözüm örtüsü kurmaktır. O örtünün ucunun bu ülkede yaşayan bütün renklere tutturan o yüce ortak aklın adıdır. Barışın yolunun hizmetkarı olmaktan onur duyarız. Gece gündüz barış için ter döküyoruz, çalışmalar yürütüyoruz. İnandığımız hakikatin peşinden gitmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

MHP, CHP VE TUTSAK SİYASETÇİLERDEN MESAJLAR 

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, hapishanelerde tutsak bulunan HDP eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ile Selahattin Demirtaş ve eski Amed Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı da Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu’na mesaj gönderdi.

Foruma, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız da mesaj gönderdi. Yıldız mesajında, forumun toplumsal uzlaşıyı güçlendirecek önemli bir zemin olduğunu belirterek, “Kardeşlik ve barışı güçlendirecek önerilerin ortaya çıkmasını değerli buluyoruz” dedi.

Mesajında şiddetin tümüyle reddedilmesi gerektiğini vurgulayan Yıldız, 1 Ekim 2024’te MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin DEM Parti sıralarına giderek tokalaşmasıyla başlayan süreci “tarihi fırsat” olarak değerlendirdi. Yıldız, yıllardır güvenlik politikalarına ayrılan kaynakların artık eğitim, sağlık, tarım ve sosyal refah alanlarına yönlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Yıldız, her yurttaşın kendisini bu ülkenin eşit, özgür ve makbul bir yurttaşı olarak görmesinin tercih değil, zorunluluk olduğunu belirterek, “Tarihi ve kültürel değerlerimiz Hevsel Bahçelerinde, Meram Bağlarında kalıcı huzur için kardeşlik türkülerini birlikte söyleyeceğiz” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel de foruma gönderdiği mesajda, Türkiye’deki çoklu krizlerin sorumlusunun “baskıcı ve otoriter iktidar” olduğunu belirtti. İktidarı değiştirmeye kararlı olduklarını vurgulayan Özel, “Bunun için Kürt’ün Türk’e, Türk’ün Kürt’e ihtiyacı var” ifadelerini kullandı. Özel, demokratik direnişi sürdüreceklerini ve kalıcı barış için sorumluluk almaya devam edeceklerini söyledi.

Hapishanede tutsak bulunan HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ da gönderdiği mesajda, halkların barış ve özgürlük etrafında birleşmesinin “çağın kaderini belirleyeceğini” ifade etti. Yüksekdağ, forumun barışın toplumsallaşmasına katkı sunacağını kaydederek başarılar diledi.

Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile eski Amed Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı da ortak mesaj göndererek, forumun “onurlu barış arayışına katkı sunacağına” inandıklarını belirtti.

Beş gün sürmesi planlanan forumda toplumsal barış, demokrasi, özgürlük, hukuk ve toplumsal uzlaşı başlıklarında çok sayıda panel ve tartışma gerçekleştirilecek.

Source: ANF News

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

mt-sample-background

© 2024 Egerin. All rights reserved.

Scroll to Top

Subscribe to receive News in Email

* indicates required

Intuit Mailchimp