Hürmüz Boğazı’nda yaşanan sevkiyat kısıtlamaları, küresel enerji piyasalarında deprem etkisi yaratmaya devam ederken, Ekonomist Ahmet Pelda, petrolün 100-110 dolar bandında seyretmesiyle birlikte Batı ekonomilerinde beklenen yumuşak iniş senaryolarının da boşa çıktığını söyledi.
Pelda, bu blokajın küresel bir resesyonun pimini çeken son el olduğunu söylerken, yaşanan sürecin bir savaş ekonomisi perspektifiyle ele alınması gerektiğini kaydetti.
Savaşın ekonomik kazananlarına dikkat çeken Ahmet Pelda, mühimmat rezervlerinin boşalmasıyla birlikte silah şirketleri için devasa bir pazarın kapılarının aralandığını belirtti. Pelda, Avrupa ve Amerika’da yaklaşık 9 milyar dolarlık mühimmat stokunun tükendiğini ve bu şirketlerin yeni siparişlere ihtiyaç duyduğunu dile getirerek, artık sahada geleneksel orduların veya ağır tankların değil; drone, lazer teknolojisi ve anti-füze sistemlerinin hakim olduğu bir piyasanın geliştiğini belirtti.
Pelda, İtalya ve Almanya gibi ülkelerin bu yeni teknolojilere yatırım yapmaya zorlandığına da dikkat çekerek, ABD’nin bu kârlı sürecin kesilmemesi adına müzakerelere ve barış ortamına sıcak bakmadığını, savunma sanayisi devlerinin borsa paylarının bu risk ortamından beslendiğini kaydetti.
‘ALMANYA BİLE NÜKLEER DÖNÜŞÜME GERİ DÖNDÜ’
Enerji piyasalarındaki yükselişi de değerlendiren Ahmet Pelda, petrolün kasten ‘kıt ürün’ haline getirilerek fiyatların manipüle edildiğini söyledi. Bu durumun arkasındaki asıl amacın nükleer enerjiyi geçişi meşrulaştırmak olduğunu vurgulayan Ahmet Pelda, yapay zeka ve kripto para madenciliği için gereken devasa enerji ihtiyacının artık küçük ölçekli nükleer reaktörlerle karşılanmak istendiğini belirtti.
Geçmişte nükleer enerjiye şiddetle karşı çıkan çevreci grupların ve kamuoyunun, ‘enerji güvenliği kalmadı’ bahanesiyle susturulduğunu dile getiren Pelda, Almanya’nın bile bu nükleer dönüşüme hiçbir toplumsal reaksiyon olmadan geri döndüğünü hatırlattı.
ÇİN’İN TİCARET HATTINA VURULAN HÜRMÜZ KİLİDİ
Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklığın stratejik hedeflerinden birinin de Çin olduğunu kaydeden Ahmet Pelda, Pekin’in ‘Yol ve Kuşak’ projesinin her koldan engellendiğini vurguladı. Rusya, Ukrayna ve Suriye üzerinden planlanan hatların savaşla durdurulduğunu, deniz yollarının ise militarize edilerek kontrol altına alındığını belirten Pelda, Amerika’nın İran bahanesiyle tüm ticaret rotalarını domine ettiğini söyledi.
Pelda, bu krizle birlikte üretim maliyetleri artan Çin’in dünya piyasasına ucuz ürün sürme şansının azaldığını, bunun da Batı sermayesi için yeni bir nefes alanı oluşturduğunu ifade etti.
Sigorta şirketlerinin bölgeyi teminat dışı bırakmasıyla yasal ticaretin durma noktasına geldiğini hatırlatan Ahmet Pelda, bu noktada Rusya ve İran tarafından kullanılan ‘kayıt dışı’ filolara değindi. Pelda, Rusya’nın yüksek petrol fiyatlarını savaş maliyetini finanse etmek için kullanmak istediğini ancak Batı’nın bu kayıt dışı kanalları da büyük oranda tıkadığını belirtti.
Körfez’de Pakistan ve Hindistan üzerinden yürüyen gayri resmi bir ticaret trafiği olduğunu söyleyen Pelda, bu mekanizmanın küresel arz açığını kapatmaya yetmediğinin altını çizdi.
‘ENERJİ MALİYETLERİNDEKİ ARTIŞ CARİ AÇIK ÜZERİNDE CİDDİ BİR BASKI YARATACAK’
Türkiye’nin bu süreçteki ekonomik etkilenmesini de değerlendiren ekonomist Ahmet Pelda, enerji maliyetlerindeki artışın cari açık üzerinde ciddi bir baskı yaratacağını belirtti. Pelda, Türkiye’nin enflasyonu kontrol altında tutmak ve finansal istikrarı korumak amacıyla yaklaşık 30 milyar dolarlık altın rezervini piyasaya sürdüğüne dikkat çekti. Bu adımın yalnızca TL likiditesini yönetmekle sınırlı olmadığını ifade eden Pelda, aynı zamanda hem yerli hem de yabancı yatırımcının güvenli liman olarak altına yönelmesiyle dövizin yurt içinde tutulmasının hedeflendiğini söyledi.
Bu politikanın kısa vadede etkili ve rasyonel bir araç olduğunu belirten Pelda, ancak altının stratejik bir rezerv olması nedeniyle uzun vadede bu tür müdahalelerin sürdürülebilir olmadığı uyarısında bulundu. Küresel ölçekte ülkelerin altın talebinin arttığını, buna karşın Rusya gibi bazı aktörlerin finansal baskılar nedeniyle satış yapmak zorunda kaldığını da ekledi.
‘TÜRKİYE’DE SONBAHARDA CİDDİ BİR PAHALILIK YAŞANACAK’
Enerji krizinin tarım üzerindeki etkilerine de değinen Ahmet Pelda, gübre üretiminin petrol türevlerine bağlı olması nedeniyle gıda verimliliğinin düşeceğini ve sonbaharda Türkiye’de ciddi bir pahalılığın yaşanacağını belirtti.
Son olarak, Türkiye’nin gündemindeki Kalkınma Yolu Projesi’ni değerlendiren Ahmet Pelda, bu projenin mevcut ekonomik koşullarda reel bir karşılığı olmadığını savundu. Projenin henüz koordinasyon aşamasına bile gelmediğini belirten Pelda, Batı ve İsrail’in Türkiye merkezli bir ticaret hattına müsaade etmeyeceğini kaydetti.
Pelda, Türkiye’nin mevcut rezervleri ve ekonomik gücüyle bu çapta bir projeyi finanse etmesinin şu an için bir medya propagandasından öteye gidemeyeceğinin altını çizdi.
Source: ANF News