Önder Apo, yeni sürece dair açıklamalarında ısrarla kadınların mücadelenin öncüsü olmasını, sürecin başarıya ulaşmasının kadınların mücadelesiyle olması gerektiğini vurguladı. Kürt kadın hareketi, yıllardır sürdürdüğü barış mücadelesi ve deneyimleri ile bu sürece dair hazır olduklarını beyan etti.
Türkiyeli kadın hareketinde ise barış mücadelesi, Kürt kadın hareketine göre daha zor, daha komplike bir durum teşkil ediyor. Türkiyeli kadın hareketi de geçmişte de şimdi de barış mücadelesine dair yoğun bir mücadele veriyor.
Emekçi Hareket Partisi’nden (EHP) Feyzanur Yılmaz, Türkiyeli kadın hareketinin barış mücadelesine, Kürt kadınlarının yaşadıklarına bakışını, yeni döneme hazır olup olmadıklarını ANF’ye değerlendirdi.
‘TOPLUMSALLAŞMA KONUSUNDA KADIN HAREKETİ İYİ BİR ÖRNEKTİR’
Barışın toplumsallaşması gerektiğini belirten Yılmaz, barışın yeniden konuşulmasının olumlu olduğunu dile getirerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Yani aslında bu süreç dediğimiz meseleyi barışın toplumsallaşması olarak ele alıyoruz. Barışın konuşulması, barıştan söz edilmesi bile çok olumlu. Kadın hareketi açısından ise Türkiye’de kadın hareketi her zaman barış mücadelesiyle aslında iç içe olmuştur. Barış konusunu hep ele almıştır aslında ama bu geçtiğimiz yıldan itibaren süreçte de toplumsallaşması için tartıştı, bunu konu etmeye çalıştı. Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi kurulmuştu mesela. Ayrıca 8 Mart’larda, 25 Kasım’larda pankartlarıyla, sloganlarıyla barışı ele aldı. Bunda başarılı oldu diye düşünüyorum. Toplumsallaşma konusunda da kadın hareketi kendi içinde iyi bir örnektir. Bunun için de aslında barış mücadelesinin toplumsallaşması konusunda bir örnektir.
Bunun için de aslında barışın toplumsallaşması için vereceği çaba önemlidir diye düşünüyorum. Bu süreci olumlu ele aldık diyebilirim. Çünkü kadınlar savaşın neler getirdiğini, nasıl yıkımlar getirdiğini çok iyi biliyor. Bir ezilen ulus olarak Kürt hareketinin içerisinde kadın mücadelesi çok güçlü ve zorlukların karşısında kadınların iki kat ezildiğini de çok iyi bilen bir mücadele. Buna bağlı olarak da barışa tabii ki kadın hareketi de dört elle sarılmış durumda. Tabii ki bunun daha hızlanması için bu süreçte somut adımların atılması için neler yapabiliriz?”
‘JİN JİYAN AZADİ SLOGANININ BENİMSENMESİ İYİ BİR ÖRNEKTİR’
Barışın konuşulmasına, ortak mücadelenin daha çok konuşulmasına ihtiyaç olduğuna vurgu yapan Yılmaz şöyle devam etti: “Bu konuyu konuşmaya daha çok ihtiyacımız olabilir ve aslında somut adımlar çağrısı yapılmalı. Savaşın bitmesi, barışın gelmesi demek, kadınların da eşitliğe kavuşmasının aslında yolunu açacak olan şeydir. Sadece kadınların değil, herkes, tüm bir toplum için eşitliğin yolunu açacak olan şeydir. Sadece kadınların değil, herkes için, tüm bir toplum için eşitliğin yolunun açılması demektir. Bu yüzden tabii ki bu sürece dört elle sarılıp arkasında duruyoruz diyebilirim.
Biz verdiğimiz mücadele açısından söyleyeyim, öncelikle biz zaten Kürt kadın hareketiyle her zaman yan yana durduk. Her zaman Kürt hareketini de benimsedik. Bu açıdan, barışı da dediğim gibi benimsiyoruz ve hazırız diye düşünüyorum. Kadınlar bu mücadelede öndedir ve her zaman da öyle olmuştur hakikaten. Kürt kadın hareketinden öğrendiğimiz çok sayıda mücadele biçimi vardır. Ben Türkiyeli kadın hareketinin yüzleşmeye hazır olduğunu düşünüyorum. Mesela en yakın örnek işte ‘Jin Jiyan Azadi’ sloganının benimsenmesi.”
‘MÜCADELE YAN YANA YÜRÜYECEKTİR’
Türkiyeli kadın hareketi içerisinde Jin Jiyan Azadi sloganına karşı çıkanların da olduğunu ancak kadın hareketinin çoğunluğunun artık bu sloganı benimsediğini ve sahiplendiğini belirten Yılmaz, “Buna karşı çıkan Türkiyeli, Türkiye’deki kadın hareketleri var ama güçlü olan buna sahip çıkandır. O meydanda ne olursa olsun Jin Jiyan Azadi sloganı atılıyor. Ya da son örnek olarak saç örme videolarının paylaşılması. Buna da Türkiye’de kadın hareketinin çoğunluğu sahip çıktı diye düşünüyorum. Biz de sahip çıktık. O yüzden bu mücadele yan yana yürüyecektir diye düşünüyorum.
Tabii ki ulusalcı hareketler, milliyetçi, yani Türk milliyetçiliği de çok yaygın ama bunu zaten kadın mücadelesinde aşmaya çalışıyoruz. Ben yol kat ettiğimizi de düşünüyorum ve bu sürecin başlaması da buna olumlu katkı sağlayacak diye düşünüyorum. Hakikaten ne olursa olsun, oradaki binler, 8 Mart’ta, 25 Kasım’da binlerce kadın Jin Jiyan Azadi sloganı atıyor ve atılmaya devam edecek. Bu açıdan mücadele edenler arasında bir karşıtlık olduğunu düşünmüyorum.” dedi.
‘TÜRKİYELİ KADINLAR, KÜRT KADINLARININ YAŞADIKLARIYLA YÜZLEŞMİŞ DEĞİL’
Türkiyeli kadınların çoğunluğunun Kürt kadınlarının yaşadıklarıyla yüzleşemediklerini söyleyen Yılmaz, bunun mücadele içerisinde aşılabileceğine vurgu yaparak, “Türkiye’deki kadınların çoğu Kürtlerin yaşadıklarıyla yüzleşmiş değil çünkü Türkiye’de ulusal hareket ve Türk ulusalcılığı çok yaygın. Orada bir ezen ulus pratiği var maalesef. O yüzden tabii ki anlamayan bir kesim var ama biz mücadele içindeki kadınlar olarak zaten bunu aşmaya çalışıyoruz. En çok verilen Fatma Altınmakas örneği var. Kürtçe konuşan olmadığı için ihmale uğramış ve öldürülmüş bir kadın. Bu örnekleri çoğaltarak biz aslında Türkiye’de bunu anlamayan, anlamak istemeyen kadınlara da anlatmanın yollarını bulmalıyız.” dedi.
Türkiyeli kadın hareketinin Kürt kadınlarıyla ortaklaşma konusunda iyi bir yol kat ettiğini söyleyen Yılmaz, son olarak şunları söyledi: “Bu zamana kadar da işte dediğim gibi iyi yol kat ettik diye düşünüyorum. Hâlâ tabii ki karşı çıkanlar var ama bu zaten sadece kadın hareketi içerisinde olan bir şey de değil. Genel olarak tüm hareketlerde zaten genel bir ulusalcılık sorunu olduğu için ulusalcılığın peşinden gidersen orada Kürt kadınların yaşadığı sorunları göremezsin.
Zaten biz bu ulusalcılık sorununu topyekûn olarak ele almaya çalışıyoruz. Bu süreç ilerledikçe de devlet tarafından somut adımlar atıldığında, Kürt hareketi ile barış konusu daha geliştiğinde ister istemez ulusalcılık da sönümlenecektir, gerileyecektir. Tabii ki bizim bunları, Fatma Altınmakas gibi örnekleri anlatmamızın yolu daha çok açılacak. Türkiye’de bunu kabul etmeyen ulusalcı kadınlar da bunu daha çok anlamaya başlayacaktır. Ve biz de sorunları anlatmaya devam edeceğiz, bu konuda umutsuz değilim.”
Source: ANF News