Muhalif iktisatçılardan Özgür Müftüoğlu, bütçenin önceki yıllardan farklı olmadığını, neoliberal politikaların sürekliliğini temsil ettiğini belirtti.
Meclis’e sunulan 2026 yılı merkezi yönetim bütçesi, 18,9 trilyon lira gider ve 16,2 trilyon lira gelir öngörüyor. Aradaki 2,7 trilyon liralık açık, neredeyse bütçedeki faiz ödemelerine denk düşüyor. Yalnızca faiz giderleri için ayrılan kaynak, 2,7 trilyon lira. Bu tabloya, 3,6 trilyon liralık vergi istisnası ve muafiyetleri de eklendiğinde, kamu bütçesinin önemli bir bölümünün doğrudan ya da dolaylı biçimde sermaye lehine şekillendiği görülüyor. Bütçede Gelir Vergisi’nden 3,6 trilyon, Kurumlar Vergisi’nden 1,7 trilyon, ÖTV’den 2,5 trilyon ve KDV’den 3,5 trilyon lira gelir hedefleniyor. Böylece toplam 6 trilyon lirayı aşan dolaylı vergi yükünün büyük ölçüde halkın sırtına yıkıldığı bir yapı ortaya çıkıyor. ANF’ye konuşan Özgür Müftüoğlu, bütçenin neoliberal politikalar doğrultusunda sınıfsal bir tercih içerdiğini belirterek, şunları söyledi: “AKP’nin şimdiye kadar hazırladığı bütçelerden çok farklı bir bütçe değil. AKP’nin sınıfsal tercihini çok net olarak ortaya koyuyor. Bu tercih çerçevesinde de büyük ölçüde devletin geliri yeniden bölüştürme işlevini, öncekilerde olduğu gibi, tam da neoliberal politikalara uygun bir şekilde toplumun geniş kesimlerinden alıp sermayeye aktaran, servet transferi yapan bir anlayışla hazırlanmış.
VERGİ SİSTEMİNDE BÜYÜK ADALETSİZLİK
Bunun gelir tarafına da baktığınız zaman, gider tarafına baktığınız zaman da aşağı yukarı benzer bir durumu görüyorsunuz. Gelir tarafına baktığınız zaman vergi sisteminde büyük bir adaletsizlik oldu, zaten böyleydi ama bu devam ediyor. Dolaylı vergilere bir ağırlık verilmiş; ÖTV, KDV vs. buralardan daha çok kaynak toplanması hedefleniyor. Öbür taraftan da daha çok ücretli emeğin ödediği gelir vergisi üzerinden daha çok vergi gelirlerinin sağlanacağı gözüküyor. Dolayısıyla gelir kısmında adaletsizlik var.”
EMEKLİLİK SİSTEMİ TASFİYE EDİLİYOR
Vergi istisnaları vesaire gibi kalemler de dahil edildiğinde aslında verginin çok çok önemli bir kısmının halktan toplandığını kaydeden Müftüoğlu, “Sermayeden alınan vergiler, kurumlar vergisi ve diğer vergiler ise büyük ölçüde istisnalar içerisine girmiş oluyor. Eğitimde, sağlıkta evet görünür bir yükseklik var ama burada şehir hastanelerine ödenen paylar var; özel eğitimde özel okullara aktarılan kaynaklar var. Onun dışında yine diğer özel şirketlere eğitimin çeşitli kalemleri üzerinden aktarılan kaynaklar var. Ayrıca sosyal harcamanın diğer kalemlerinde de benzer bir durum var. Özellikle sosyal güvenlikte neredeyse hiç artış yok, hatta gerileme var gibi. Giderek sosyal güvenlik, özellikle emeklilik sistemini tasfiye etme politikasına uygun bir şekilde işlemiş” şeklinde konuştu.
TASARRUF KAMUDAKİ EMEKÇİYE YÜKLENİYOR
Kamuda tasarrufun emekçilere uygulandığını; iktidar çevresinin harcamalarının sürdüğünü belirten Müftüoğlu, şunları söyledi: “Yine aynı şekilde daha çok bu siyasi iktidarın ya da Saray çevresinin giderlerinin, şatafatının süreci iyi gözüküyor. Tasarruf denilen şeyler daha çok kamudaki emekçilere uygulanıyor. Öbür taraftan da yine dediğim gibi kaynak transferi, yani eğitim, sağlık ve diğer alanlarda da öyle. Kamu-özel iş birliği içerisindeki, kullanım garantisi verilen köprüler, havaalanları vesairelerden kaynaklar oralara aktarılmaya devam edecek. Onun dışında vergi teşvikleri var, büyük bir kalem olarak. Son süreçte Yeni Şafak gazetesinin ekonomi yönetimine yönelik eleştirisi vardı. Onun arkasındaki mesele, bütçeden daha fazla teşvik alınması üzerineydi. Tekstilcilerin ‘Mısır’a gideriz, yurt dışına gideriz’ gibi tehditleri de bundan kaynaklı; daha fazla teşvik için.”
SAVAŞ SANAYİ YAYGINLAŞIYOR
Türkiye’de silah sanayinin, yan sanayi ya da nihai sanayi olarak önemli ölçüde Anadolu’da yayıldığını ifade eden Müftüoğlu, şöyle konuştu: “O tarafa doğru yöneliyor ve devlet de bunu teşvik ediyor. Yani teşviklerin bir kısmı da o tarafa doğru gidiyor. Bu yıl savunmaya az bir bütçe gibi görünüyor ama geçen sene GSMH’nın yüzde 2’si demişler, gerçekleşen yüzde 2,33 olmuş. Şimdi 2,33 diyorlar ama bunun gerçekleşmesinin ne olacağını bilmiyoruz. Biliyorsunuz bir de gerçekleşen var; bunlar sadece hedefler. Hedefin esas meselesi, iki sene sonrası için 3,2’ye çıkartılması. Dolayısıyla bu da artışların giderek yükseleceğini gösteriyor. Sabit bile kalsa, GSMH artışıyla aynı oranda gidiyor, birebir aynı oranda. Artmıyor değil, o da artıyor ama bir de onun üzerine de çıkıyor.”
VERGİ MUAFİYETLERİ, FAİZ ÖDEMELERİ VE KÖİ’YE AKTI
2024, 2025 ve 2026 merkezi yönetim bütçelerinde vergi muafiyetleri, faiz ödemeleri ve kamu-özel iş birliği projelerine ayrılan kaynaklar dikkat çekici biçimde arttı. Özellikle faiz giderleri ve vergi istisnaları, bütçenin en büyük kalemleri arasında yer aldı. KÖİ projelerine yönelik ödenekler ise doğrudan belirtilmemekle birlikte, ulaştırma ve altyapı yatırımları içinde önemli bir yer tuttu.
2026 yılı merkezi yönetim bütçesi teklifinde faiz giderlerinin yaklaşık 2,7 trilyon liraya ulaşacağı öngörüldü. Bu tutar, bütçe açığına neredeyse denk bir seviyeye işaret ediyor. Vergi muafiyetleri ve istisnaları ise bu kez açıkça belirtildi: 2026 yılı için toplam 3,6 trilyon liralık vergi gelirinden feragat edilmesi planlandı. Bu, vergi sistemindeki adaletsizlik tartışmalarını daha da derinleştirdi. KÖİ projelerine yönelik ödemeler yine doğrudan bir kalem olarak sunulmadı; ancak önceki yıllardaki eğilim göz önüne alındığında, bu projelere ayrılan kaynakların milyarlarca lirayı bulmaya devam edeceği öngörüldü.
Source: ANF News