Mücadele nerede olursa olsun, eğer varoluşa ve direnişe ev sahipliği yapıyorsa o direniş ve o direnişte sarf edilen mücadele tarihseldir; tarihsel olduğu kadar da ebedi ve emsalsizdir. Kürdistan dağları, her gün ve her an onlarca tarihsel ana şahitlik edildiği ve o anlarda mücadelenin ve direnişin emsalsiz azminin ortaya çıktığı bir kutsallığın merkezidir. Ondandır ki bu kutsallığın merkezinde, doruğunda ya da yamacında doğup büyüyen her bir gerçeklik, kutsallığın gerçekliği olur.
Doğu Kürdistan’da, yani Rojhilatê Kurdîstan’da bulunan Qelenî (Çaldıran) kenti de tarihsel bir gerçekliğe sahiptir ve bu tarihsellik içerisinde kendi olmanın savaşını birçok kez vermiş olan Kürt halkının gerçekliğinde sayısız direnişe ev sahipliği yapan kadim bir kenttir. Asıl ismi Mecit Delayimilan olan Harun Cudi de bu kadim kentte, yurtsever bir ailede dünyaya gelir. Daha çocukluktan itibaren, içerisinde bulunduğu coğrafyanın ve kadim Kürdistan gerçekliğinin farkına varır. Dört parçaya bölünmüşlüğün kederini ve yok sayılmanın varlığını en küçük hücresine kadar yaşar.
İran dini rejimi tarafından dayatılan köleci ve gerici zihniyeti kabul etmeyen, bunun yanı sıra sayısız özel savaş politikalarına karşı duran Harun Cudi, küçük yaşından itibaren arayışlara girer. Onun bu arayışları, onu daha yakından PKK’yi tanımaya ve mücadelesini benimsemeye iter. İçerisinde bulunduğu yurtsever toplum, her anında onun ve halkının gerçekliğini ona aşılar. Devrimci bir yaşam tarzını ya da felsefi bakış açısının derinliğini yaşamak isteyen Harun, birkaç defa PKK’ye katılma ve mücadelesini özgür dağlarda büyütme çabası ve uğraşı içerisine girer.
O, yaşam dolu gülüşlerin sahibi olarak hep dağlardaki yaşamı ve yoldaşlarını merak ederek büyür. Gördüğü ilk gerillaların yaşam tarzlarından, birbirlerine olan yaklaşımlarından etkilenerek hayal ettiği gerillayı görmüş olmaktan büyük bir mutluluk duyar. Yaşam dolu gülüşlerini her zaman gün ışığına çıkararak kendi benliğini ortaya koyar. Hayal eder ve hayallerinin peşinden koşar. Çünkü bilir ki hayalsiz bir yaşam, hedefsiz bir yaşamdır.
O, “Hedefi olmayan bir insan nasıl yaşar? Yaşam ve hayaller dünyasındaki diyalektik nedir?” sorularının cevabını iyi anlamlandırmış ve bu anlam boyutunda kendi kişiliğine derinlik kazandırmayı başarmıştır. Bütün bunların bilincinde olan Harun Cudi, daha çocukluğundan itibaren İran dini rejiminin dikkatini üzerine çeker. Bu nedenle gençliğinin ilk aylarında rejim tarafından askerliğe alınır.
Onun askerliğe alınması, kendisi için tarihi bir fırsat doğurur. Askerlikte kaldığı kısa sürede düşmanını en iyi şekilde çözümler ve bu çözümlemeleriyle düşmanını daha iyi tanımlayabilme şansı yakalar. Kürtlük bilinciyle doğup büyüyen Harun, nerede olursa olsun mücadele edeceği kanaatindedir ve her ne olursa olsun hayallerine sadık bir şekilde yaşamayı, hayallerine ulaşmayı hedefler.
Bundan dolayı düşman safında daha fazla beklemenin anlamsız olduğu bilincine vararak, düşman saflarından firar eder ve yönünü ait olduğu özgür dağlara çevirir.
‘HAYALLER GERÇEKLEŞİNCE GERÇEK ANLAMINA KAVUŞUR’
Özgürlüğe sınırsız bir istem duyduğu kalbinde her daim hayal eder ve özgürlüğe düşman olanla savaşır; savaşırken kendisini, özgür dağları ve hiç kopmamacasına bağlı olduğu bu özgürlük ideolojisini tanır. Katılım yaptığı Serhed’te, yaşam dolu gülüşlerini yaşamın kendisiyle bağdaştırır. Serhed alanındaki ilk yılını dolu dolu, coşkulu ve heyecanlı bir kararlılıkla sürdürür. Gördüğü eğitimlerin derinliğine inerek bu eğitimleri kendisinde yaşamsal kılar.
Fedakar, mütevazı ve coşkulu katılımıyla her zaman kendisini yücelterek yarınlara doğru yol almaya başlar ve buna göre adım atar. Hakikatin peşinden attığı adımların onu her zaman erdemli bir kişilikle buluşturacağını bilir; bu bilincin derinliğinde her gün kendisini yeniden yaratır. Kendi benliğinde saklı olan fedailiğin ve yaşam tarzının farkına varır ve her anında yaşamını, kalben ve zihnen bağlı olduğu Önder Apo’nun felsefesine göre şekillendirir. Apocu bir militanın direniş geleneğinin sürdürücüsü olmak için an be an büyük fedakarlıklar yapar.
Harun Cudi, yaşamda emekle var olmanın bilinciyle ve yaşamın nasıl yaratıldığının farkında olarak, var olan sürece cevap olmayı seçer. Üstlendiği her görevi layığıyla yerine getirir. Yaşamda gösterdiği, Apocu bir militana yaraşır yoldaşlığıyla tarihsel bir kişilik kazanır. Önder Apo’nun “Militan her yerde militandır” sözüyle kendisini ideolojik ve askeri olarak kısa sürede yetkinleştirir.
YAŞAMI DOLU DOLU YAŞADI
O, severken sevilir ve sevginin insanın içini ısıtan hissiyle, savaşın en sıcak ve en yoğun yaşandığı dönemde yönünü Gılidax’a verir.
Fedailik, sınır tanımayan felsefi ve öz yaşamın bir diğer adıdır. Harun Cudi de kendisini adadığı Kürt özgürlük mücadelesinde, yoldaşları Şerxwebûn Rêvan ve Agirî Azadî ile birlikte 5 Ekim 2023 tarihinde Gilîdaxin Kirê Halac bölgesinde sonsuzluğa adım atar ve şehit düşer.
O, yaşamı dolu dolu yaşayarak gerisinde tarifsiz anılar bırakır. Hayalini kurduğu dağlarda, yiğit ve korkusuz bir gerilla olarak kendisini adadığı hakikatin bir parçası olur. Sonsuzluğa adım attığı ilk andan itibaren tarihselliğin ve gerçekliğin teninde, kendisini özgürlük ateşinden yaratmanın sevinci ve heyecanıyla coşkulu bir kişiliğin sembolü olur. Anısına olan özlem, hayal olanı mutlak gerçekleştirecektir.
Source: ANF News