Şengal Kadın Birlikleri (YJŞ) Karargah Komutanlığı, 3 Ağustos 2014 fermanının 12. yıl dönümü vesilesiyle bir açıklama yayımladı.
Açıklamanın başında Ağustos ayının Êzidîlerin tarihine soykırımlar ayı olarak geçtiği, bu ayda büyük katliamların ve pervasız saldırıların gerçekleştirildiği belirtildi; 14 Ağustos 2007 Tilizêr ve Sîba Şêx Xidir katliamları ile 3 Ağustos 2014 fermanı buna örnek gösterildi. Komutanlık, bu katliamların yıl dönümünde 74. fermanın şehitlerini anarak şunları belirtti:
“Halkımızın imdadına yetişen devrimci, savaşçı ve komutanları; topraklarımız üzerinde canlarını veren YJA Star-HPG, YPG ve YPJ üyelerini büyük bir minnet ve sevgiyle anıyor, verdikleri emek ve döktükleri kan karşısında örgütlenme gücümüzü büyütme sözü veriyoruz.”
’74. FERMAN ÖZELLİKLE KADIN SOYKIRIMINI HEDEF ALDI’
YJŞ Karargah Komutanlığı, Êzidî halkının tarih boyunca sürekli fermanlarla yüz yüze bırakıldığını, inançlarından dolayı her zaman katledildiklerini ve fermanlarla yok oluşun dayatıldığını belirterek açıklamayı şöyle sürdürdü:
“3 Ağustos 2014’te DAİŞ çeteleri tarafından Şengal ve köylerinin işgal edilmesi tarihin en trajik fermanıdır. Bu işgalle birlikte binlerce Êzidî katledildi, kaçırıldı, satıldı ve esir alındı. Birçok insan göç yollarına düştü. Günlerce açlık ve susuzlukla mücadele ettiler. Ulus, dil, din ve kültür düşmanı olan DAİŞ çeteleri binlerce insanımızı ve Êzidî kadını kaçırdı. Birçoğunu katletti, birçoğunu da cariye olarak kullanıp Musul ve Reqa pazarlarında sattı.
Ferman özellikle kadın soykırımını hedef aldı. Bu fermandaki temel amaç; toprağına ve inancına bağlı Êzidî kadınını katletmek ve Êzidîlik kültürünü yok etmekti. Ancak tüm bu yapılanlara rağmen Êzidî kadını toprağını terk etmedi, Şengal Dağı’na sığındı ve toprağını koruma bağlılığını düşmanına gösterdi. Tarihlerini ve özgürlük inançlarını kucakladılar. Şengal Dağı’nı kendilerine sığınak yaptılar. Bu yüzden; toprak ve dağ, kadının varlığıdır.”
‘RÊBER APO’NUN ÇAĞRISIYLA ŞENGAL ÇETİN BİR DİRENİŞ ALANINA DÖNÜŞTÜ’
Açıklamanın devamında, soykırım saldırıları gerçekleştiğinde toplumu koruyacağını söyleyen güçlerin halkı DAİŞ’in insafına bırakıp gittiği hatırlatılarak şöyle denildi:
“Kurdistan Gerillaları halkımızı koruma sorumluluğunu üstlenerek Musul ovasına yöneldi. Tüm dünya bu soykırıma karşı sessiz kaldığında, gözünü, kulağını ve ağzını kapattığında, Rêber Apo’nun çağrısıyla Şengal çetin bir direniş alanına dönüştü. Kürdistan dağlarından özgürlük gerillaları, Rojava’dan YPJ ve YPG savaşçıları dalga dalga Şengal’e aktı. Halkımızın çığlığına kulak veren bu militanlar, kültürler ve inançlar arasında kardeşlik köprüsünü kuracaktı.
‘ÖZGÜRLÜK SAVAŞÇILARININ GELİŞİYLE HALKIMIZIN UMUDU YENİDEN YEŞERDİ’
Özgürlük savaşçılarının gelişiyle halkımızın umudu yeniden yeşerdi. Kürdistan gerillalarının öncülüğünde Şengal’de büyük bir direniş yürütüldü. Büyük bedeller ödenerek Şengal özgürleştirildi ve bir kahramanlık destanı olarak direniş tarihine geçti.”
YJŞ Komutanlığı, YJA Star ve YPJ güçlerinin Êzidî kadınların çığlığına umut ışığı olduğunu belirterek şunları ekledi:
“Bu çığlık Şengal mevzilerinde büyük bir direnişe dönüştü. Bu güçlerin öncülüğünde katil çetelere karşı savaşma gücü kazandık. Kadın özgürlüğünü esas alan Rêber Apo’nun fikir ve felsefesiyle kendimizi örgütledik. Rêber Apo, Rönesans Konferansı’na gönderdiği mektupta şöyle belirtmişti: ‘Ezidi kadınlar bu mücadelenin öncü simgeleridir. En ağır saldırıların hedefi oldular ama asla baş eğmediler. Şengal’de sergiledikleri direniş, hem kendileri hem de tüm halklar için onurlu bir yaşam umudunu yeniden inşa etti.'”
‘SAVUNMASIZ BİR TOPLUM YOK OLMAYA MAHKUMDUR’
“Rêber Apo’nun yol göstermesiyle bugün tarihi bir aşamaya ulaştık. Rêber Apo; ‘Êzidîlerin kendi sistemlerini kurması en meşru haklarıdır’ diye belirtmişti. Kadın savunma güçleri olarak şuna inanıyoruz ki: Öz savunma gücü bir toplumun en hayati ihtiyacıdır. Savunmasız bir toplum yok olmaya mahkumdur. Êzidî kadınların intikamını alma sözüyle kadın savunma gücünü ve kadın örgütlülüğünü kurduk. Amacımız; kadın kurtuluş ideolojisi temelinde Şengal kadınlarını korumak, onlar için özgür yaşam imkanları oluşturmak ve demokratik sistemi örmektir. Bu en meşru hakkımızdan yararlanmak istiyoruz.
‘ÖZEL SAVAŞIN KİRLİ OYUNLARINI YANITSIZ BIRAKMAYACAĞIZ’
Fermanda birçok Êzidî kadın DAİŞ’in eline düştü. Halen birçoğu esir durumdadır veya akıbetleri belirsizdir. Bu duruma bağlı olarak Êzidî Kadın Özgürlük Hareketi’nin (TAJÊ) ‘Adalet ve özgürlük için; sen de ferman tutsaklarının sesi ol!’ adıyla başlattığı hamleye kadın savunma güçleri olarak biz de katılıyoruz. Êzidî kadınların onurunu hedef alan saldırıları kınıyoruz. Esir tutulan Êzidî kadınlar şahsında yürütülen özel savaşın kirli oyunlarını yanıtsız bırakmayacağız.”
‘ÊZIDÎ KADIN KİMLİĞİNİN ÖZÜ DİRENİŞTİR’
Açıklama şu mesajla sona erdi:
“Biliyoruz ki Êzidî kadın kimliğinin özünde direniş vardır. Toplumumuzun öncüleri; Sitiya Ês, Sitiya Nesra, Zarifê Osê, Xatûna Ferxa, Pira Fat, Dayê Zero, Meyan Xatûn, Yade Gûlê ve Cîlan direnişleriyle toplumumuzun geleceğini aydınlattılar. Özellikle 2014 fermanından bu yana kadın savunma gücü, demokratik ulusun inşası temelinde kararlıdır.
Êzidî kadın örgütlülüğünün kurulmasında büyük emeği olan komutanlarımızı, ölümsüz komutanlar; Berfîn Nûrhaq, Şîlan Goyî, Medya Egîd, Rûsyar Kobanê, Nûjîn Sêrt, Hêlîn Mardîn’i büyük bir minnetle anıyoruz. Diyoruz ki: Êzidî kadın örgütlülüğü sizin emek ve alın terinizle kurulmuştur, bu toplum üzerinde bir daha başka bir soykırımın gerçekleşmesine asla izin vermeyecektir.
Son olarak; Jiyanda, Nûjiyan, Vînar, Stêrk, Zîlan, Doğa, Arîn ve Bêrîvan şahsında Kadim Êzidî topraklarında ölümsüzler kervanına katılan tüm ferman şehitlerini, özgürlük savaşçılarını büyük bir sevgi ve minnetle anıyor; şehitlerimizin izinden yürüme ve amaçlarını gerçekleştirme sözümüzü yineliyoruz.”
Source: ANF News